Barış Asla Bir Seçenek Değildi

Dünya güzel bir gezegendir. Bedelli, kısa dönem veya uzun dönem askerlik yaptığımız, aşık olduğumuz ve arkadaşlarımıza borç verdiğimiz; uzaktan bakınca mavi görünen, içindeyken de uzaklar mavi görünen bir geoittir. Dinozorlar, buzul çağı ve Windows Vista gibi birçok kaza atlatmasına rağmen halen daha yaşam doludur. Dışarı çıkıp baktığımızda milyarlarca yıllık olmasına rağmen halen daha 10, 15 yıllık havası verdiğini kimse inkar edemez. Bu gelişmeye doyamamış ve içi halen daha alev alev olan gezegenin en gelişmeye doyamayan canlısının da insan olduğu ortadadır. Sanki Özal hükumeti gibi icraatta hız kesmeyen insanoğlu kendiyle birlikte dünyayı da değiştirmektedir.

Evrim

Dünyada bir tür için son sözü doğal seleksiyon söylese de insan doğanın işleyişine doğanın bir parçası olmasının getirdiği haklılıkla karışarak “acaba şöyle olsa daha mı güzel olur?” demiştir. İran kedisi, pug ve midilli gibi canlı türleri insanoğlunun dişisinin “aaaaaaa bu çok güseeeeel” bağrışları arasında ıslah edilmiştir. İnsan sadece diğer ırklardaki güçsüz ve doğayla mücadele edemeyecek canlılara yaşama şansı vermekle kalmamış; kendi türündeki özel gereksinimli bireylere de yaşama fırsatı vermeye çalışmıştır.

Bu doğaya yenilecek olanı koruyup kollama dürtüsünün insan ırkının doğal seleksiyonunu zedelediği düşünülmüş ve Francis Galton tarafından öjeni kavramı ortaya atılmıştır. Öjeni veya öjenik, temel olarak insan ırkının ıslahı olarak tanımlanabilir. Ortaya çıktığı dönemde Adolf Hitler gibi siyasetçiler tarafından da destek bulmuş ve sayısız insanın katledilmesine neden olmuştur. Daha sonra çeşitli sebepler nedeniyle insanoğlu insanın hasını üretme projesinden vazgeçmiş ve bu ıslah hırsını inek ırkları ve şehirlerin yakınından geçen derelere yöneltmiştir.

Medeniyet

Bir toplum olarak insanın yine yaşatma tarafı ağır basmış hatta özel gereksinimli insanlara yönelik yapılan geliştirmelerin bir lütuf değil de gereklilik olduğu bilinci yerleşmiştir. Tabiri caizse insanlık doğa sınavının sorularını çalmış ve fetöcüler gibi dünyanın her yerine yerleşmeye başlamıştır. Kahrolası insan sevgimizin yarattığı “çelınc” sayesinde birçok alanda konfor artmış ve tıp ıslah edilmiş bir ırkın ihtiyaç duyacağından çok daha fazla gelişmiştir.

Burada pastanın tamamını modern tıpa verip “aynen bremın” deyip çıkıp gitmek isterdim ama olay o kadar basit değil. Kanalizasyon, temiz suya erişim, betonarme yapılar ve gıda gibi birçok faktör de işin içinde. Yani hem deli gibi faydalanıp hem de lanet okuduğumuz şehirleşme, organik olmayan gıdalar ve sıcaklığını kafamıza veya maaşımıza göre kontrol edebildiğimiz BETON binalar da ortalama yaşam süresini artırmıştır.

Savaş

Yaptıklarımızdan konuşmuşken daha az yaptıklarımıza da değinmek gerekiyor. İnsanoğlu piramidin en tepesinde olmasından ve neredeyse Dünya üzerindeki her şeyi yiyebilmesinden dolayı kendini öldürme işini de kendi üstlenmiştir. Halen daha kendini öldürme konusundaki yatırımları devam etmekte olup eskisi kadar çok bu işlere fırsat bulamamaktadır. Bu savaşma dürtüsü de evrimin bir getirisi olup bilimsel olarak bakınca aslında her zaman insanın yararına olmuştur. Savaşlar teknoloji ve bilimde büyük atılımların önünü açmış, hatta soğuk savaş dönemi müzik, sinema, televizyon ve kot pantolon başta olmak üzere insanın her şeyle savaşabileceğini bize kanıtlamıştır.

Binlerce yıldır yapılan milyonlarca savaşta katledilen insanları “medeniyet şehidi” sayarsak savaş aslında insanoğlunun en büyük icadı olabilir. Barış, savaş gibi yorucu, cesaret ve emek isteyen bir eylemin asla bir alternatifi olmamıştır. Bizi neyin beklediğini bilmeden hiçliğin ve sonsuzluğun ortasında soyunu devam ettirmeye çalışan her canlı gibi mücadele ediyoruz. Ne kadar zamanımız var ve ne olacak hiçbir fikrimiz yok.

Eğer iki yüzlülükten kokuşmuş bir ortamda hayatını devam ettirmeye çalışan mutsuz bir beyaz yakalıysanız “konfor alanı vaazı” dinlemişliğiniz vardır. İşte savaş medeniyetin topluca konfor alanından çıkması ve daha iyi bir dünya için çabalamasıdır. Çünkü söz konusu hayatta kalmak olunca birçok mesele konuşularak çözülecek kadar önemsiz değildir. Herkesin ne yapacağını iyice anlaması gerekir. İnsanlar binlerce yıldır buradaydı, medeniyet için kan döktü ve barış asla bir seçenek değildi.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir